Kaynak Yönetiminde Yüzer GES Dönemi
Ana Sayfa

/

Blog

/

Kaynak Yönetiminde Yüzer GES Dönemi

Kaynak Yönetiminde Yüzer GES Dönemi

Küresel ölçekte artan enerji talebi ve iklim değişikliği, yenilenebilir enerji teknolojilerinde çok boyutlu çözüm arayışını beraberinde getiriyor. Bu noktada yüzer güneş enerjisi santralleri, klasik sistemlerinin bir adım ötesine geçerek enerji üretimini su yönetimiyle entegre eden yenilikçi bir model olarak öne çıkıyor.

 

Baraj, gölet ve yapay rezervuar yüzeylerine kurulan paneller elektrik üretimini artırırken su yüzeyini kısmen gölgelemesi ile buharlaşmayı azaltarak kaynakların korunmasına katkı sağlıyor. İklim krizi, kuraklık ve artan enerji talebi gibi kritik başlıkların aynı anda gündemde olduğu bir dönemde, yüzer GES sistemleri iki temel ihtiyaca tek çözüm sunan türden. Nihayetinde enerji üretimi ile su tasarrufunun aynı sistemde birleşmesi, yüzer GES’leri bütüncül bir çözüm haline getirmekte.

 

Teknik açıdan değerlendirildiğinde ise, karasal sistemlere kıyasla daha yüksek performans sağladığını söylemek yanlış olmaz. Su yüzeyinin doğal soğutma etkisi sayesinde paneller daha düşük sıcaklıkta çalışıyor ve bu durum elektrik üretim verimini artırıyor. Aynı zamanda arazi kullanımına ihtiyaç duyulmaması, tarım alanları ve doğal ekosistem üzerindeki baskıyı da azaltıyor. Bu yönüyle yüzer GES’ler, sürdürülebilir arazi yönetimi açısından da önemli bir alternatif.

 

Türkiye, sahip olduğu baraj ve yapay gölet potansiyeli sayesinde yüzer GES uygulamaları için oldukça elverişli bir konumda. Son yıllarda bu alanda atılan adımlar ve 2025 itibarıyla netleşen mevzuat çerçevesi ise yatırımların önünü açtı. Aralık 2025’te yüzer GES projeleri ile alakalı olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Yüzer Güneş Enerji Santralleri Kurulmasında Su Yüzeyi Kullanımına Ve Kiralanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle birlikte yüzer GES projelerinin başvuru süreçleri, kiralama prosedürleri ve teknik-idari değerlendirme adımları bütüncül bir çerçeveye kavuşmuş oldu.

 

Su ve enerji politikalarının birlikte ele alınması, uzun vadeli iklim direnci açısından stratejik bir yaklaşım oluşturmakta. Karbon emisyonlarının azaltılması, su kaynaklarının korunması ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi gibi konularda somut faydalar sunan bu sistemler, sürdürülebilir kalkınmanın önemli yapı taşlarından birine dönüşme potansiyeli barındırıyor. Ve geleceğin enerji altyapısında, suyun üzerinde yükselen yüzer sistemlerin adını daha sık duymamız kaçınılmaz görünüyor.

Diğer Bloglar